Pandemi döneminde depresyon ve anksiyete bozuklukları arttı , hbrler.com

Sempozyumda COVID-19 Pandemisi ve Psikiyatri ilişkisinin ele alınacağını ifade eden Uluslararası Güncelleme Sempozyumu Organizasyon Komitesi Başkanı Psikiyatrist & Psikoterapist Prof. Dr. Kemal Sayar, Covid pandemisinin özellikle depresyon ve anksiyete bozukluklarını yaygınlaştırdığını belirtti.

Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi, sadece fiziksel olarak bedeni tehdit etmenin dışında bireylerin ve toplumların psikolojisini de derinden etkiliyor. Uzayan karantina süreçleri, bunun getirdiği ekonomik sıkıntılar, sosyalleşme eksikliği gibi sorunlar insanların bazı psikiyatrik belirtiler göstermesine sebep oldu.

Uluslararası Güncelleme Sempozyumu Organizasyon Komitesi Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, 10-11 Nisan tarihlerinde online olarak yapılacak olan Sempozyumda, ulusal ve uluslararası arenada alanında uzman isimlerin önemli sunumlar gerçekleştireceğini ifade etti. Bütün dünyayı kasıp kavuran pandemi salgınını, psikiyatrik açıdan ele alacaklarını ifade eden Sayar, “Covid’le beraber hayatlarımızda pek çok şey değişti ve pandemi psikiyatrik rahatsızlıkların seyrini etkiledi. Bu konuda çalışmalar yapmış uluslararası bilim insanları misafirimiz olup önemli sunumlar yapacaklar” dedi.

Covid’in psikiyatrik sonuçları ağır olabiliyor

Covid pandemisinin özellikle depresyon ve anksiyete bozukluklarını yaygınlaştırdığını ifade eden Sayar şunları söyledi, “Covid’in bazı psikiyatrik rahatsızlıkları artırdığını biliyoruz. Karantina süreci ve kapalı kalma koşulları insanlarda intihar düşüncelerini arttırdı. Japonya ve İngiltere’den gelen çalışmalar intihar oranlarının giderek arttığını bize gösteriyor. Uzun süreli karantinanın travma benzeri etki yarattığı ve insanlarda da travma sonrası stres bozukluğu belirtileri olduğu görülüyor.”

“Bazı insanlar Covid sürecinden güçlenerek çıktı”

COVID-19 pandemisinin artırdığı psikolojik zorlukların yanı sıra bazı fırsatlar da oluşturduğunu dile getiren Sayar, “Bu salgında yaşadıklarımızı sadece olumsuz bir unsur olarak değil psikolojimizi güçlendirecek bir unsur olarak da görmeliyiz. Nitekim bazı insanların bu süreçten daha güçlenerek çıktığı biliniyor. Ben de sempozyumdaki konuşmamda ‘Travma Sonrası Büyüme’ kavramı üzerinde duracağım. Yani bu travmayı atlattığımız zaman daha olgun, daha geniş bir hayat görüşüne ulaşacak mıyız, hayatımızı daha iyi bir şekilde değerlendirebilme imkânı bulabilecek miyiz gibi soruların cevaplarını bulmaya çalışacağız” diyerek sözlerini noktaladı.

Kaynak: Bültenler