Lübnan sanıldığı kadar zayıf değil, hbrler.com

1975-90 arası süren, 150 bin kişinin yaşamına mal olan iç savaşın travmasını halen yaşayan ülkede çok sayıda can kaybına yol açan şu mühimmat deposu patlaması iç savaş başlıyor endişesini uyandırdı haklı olarak.

Patlamanın nedeni kaza mı saldırı mı yakında anlayacağız. Ama bu vesileyle Lübnan’ın onca politik karışıklığa, mezhep kaynaklı gerilimlere rağmen hâlâ varlığını sürdürüyor oluşunun nedenlerini anımsatmanın tam sırası.

İKTİDAR UZLAŞISI

Lübnan’ı ayakta tutan önemli kolonlardan biri 1989 Taif Anlaşması. Bu anlaşma sayesinde ülkedeki güçler iktidarı paylaşma konusunda uzlaşabildiler. 1958 ile 1975’teki iç savaşların Maronitlerin devletteki hâkimiyetlerine karşı bir itiraz olduğu anımsanırsa bu anlaşmanın önemi ortaya çıkar. Ülkenin en önemli siyasi gücü Hizbullah, başta Sünni örgütlenmeler olmak üzere diğer siyasi gruplara karşı öylesine büyük bir -silahlı- avantaja sahip ki, bu durum söz konusu grupların sorunları silahla çözmelerini engellemiş oluyor.

Şimdi gruplar arası çekişmeler tamamen siyasi arenaya taşınmış durumda. Ülkeye ilgileri -çoğu zaman müdahale biçiminde- sürüyor olan İran ile Suudi Arabistan’ın, Suriye ile Yemen’de sürdürdükleri vekâlet savaşları nedeniyle Lübnan siyasetine etkileri eskisi gibi değil. Çünkü iki ülkenin de öncelikleri artık başka.

Taif Anlaşması uyarınca Sünniler Başbakanlık gibi bir pozisyona da sahipler ülkede. Bunu tersine çevirecek girişimler Suudi Arabistan’ın da işine gelmez. Taif Anlaşması sonlandırılırsa bundan Hizbullah’ın kazançlı çıkacağını bilen Suudi Krallığı temkini elden bırakmıyor uzun süredir. Politik yapı berbat ama Lübnan ordusu ile iç güvenlik güçleri eskisinden daha düzenli ve de etkili.

Lübnan ordusu 2007’de Fethül İslam adlı önemli bir örgütü alt edebilmişti. ABD ile Avrupa ülkelerinden gelişimi konusunda çeşitli dönemlerde destek almıştı Lübnan. Ordu, kapsayıcılığıyla, Sünni topluluğundaki bazı gerginliklere rağmen, tüm ulusal yapıların ortak noktası haline geldiği için siyasi yapıya etki etme gücüne de sahip.

DİASPORANIN DESTEĞİ VAR

Çok büyük bir mülteci akınına uğramasına rağmen (1 milyonu kayıtlı olmak üzere 4 milyon mülteci var ülkede) ciddi bir ekonomik çöküş yaşamadı Lübnan ve ekonomisi iyi kötü ayakta kalabildi. Nedeni diasporadan hayli fazla döviz girdisinin olması, bundan önemlisi de ülkede güçlü bir bankacılık sektörünün varlığı.

Tüm bu gerekçelerle Lübnan devlet olarak varlığını onca badireye rağmen sürdürüyor. Tabii ki siyasi/idari sistem dökülüyor. Silahlı gruplar ülkenin çeşitli bölgelerinde eylemler yapıyorlar zaman zaman.

Bekaa’nın sınır kasabası Arsal’da Suriye kökenli cihatçı gruplar hayli güçlü. Ekonomideki yavaş büyüme işsizliğe, göçe yol açmakta. Buna rağmen Lübnan ayakta kalmaya devam ediyor, edecek de. Ama Suriye’de ve Yemen’de vekâlet savaşını sürdürüp de Lübnan’da şimdilik sakin duran İran ve Suudi Arabistan vekâlet savaşını Lübnan’a taşırlarsa durum değişebilir.

Böyle bir durumda zayıf düşmüş ülkeye İsrail de açık saldırı gerçekleştirebilir. İddia edildiği gibi bu korkunç patlama gerçekten bir kazaysa, ekonomik anlamda ciddi bir yük de bindirse Lübnan’ı parçalamayacak. Ama eğer varsa ihmalin siyasi sonuçları elbette ağır olacak.

Bu yeni gerilimlere yol açarsa, örneğin depoların sahibi Hizbullah kazadan dolaylı olarak sorumlu tutulursa kaos ciddi olarak kapıda demektir.

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.
close-link