Adı konulmamış sıkı para politikası, hbrler.com

Ekonomist Ali Ağaoğlu ile gazeteci Hakan Güldağ, bu hafta Şans Sohbetleri’nde Merkez Bankası’nın son faiz kararını değerlendirdi. Merkez Bankası’nın hızla ‘sıkı para politikası’na gittiğine işaret eden ikili, piyasadan bu hızla para çekilmesinin, vergi, SGK ve stopaj ödemelerinin de likiditede sıkışıklıklara yol açabileceğine dikkat çekti.

Güldağ: Merkez Bankası politika faizini 8.25’te tuttu. İleride faiz artırımına giderim gibi bir sinyal de vermedi. İlk tepki kurda yükseliş, borsada düşüş oldu. Merkez Bankası, belirsizliklerin devam ettiğine vurgu yapıyor, “döviz kuru ve kredi genişlemeleri talep yönlü dezenflasyonist etkileri sınırlıyor” diyor. Piyasada genel beklenti ‘politika faizini değiştirmez ama önümüzdeki dönem için artırım sinyali verebilir’ yönündeydi. Karar öncesinde sen de faiz artışı beklemediğini söylüyordun…

Ağaoğlu: Faiz artırmayacağını bilmek yetenek gerektirmiyordu. Ama önümüzdeki döneme ilişkin mesaj vermesini bekliyordum. ‘Faiz 25 ile 150 baz arasında artsa da bir şey değişeceğini düşünmüyorum’ diye de bir iddiada bulundum. Açıklamaya baktığımızda açıkçası, bir öncekiyle hemen hemen hiç farkı olmayan, ileriye yönelik bir mesaj da içermeyen bir açıklama. Mesela Fed’in yaptığı ise tamamen ileriye yönelik rehberlik. İletişim yöntemi öyle… Böylece Fed, herhangi bir faiz kararı aldığında, zaten piyasa buna önceki açıklamalarındaki ipuçları, mesajlar nedeniyle yüzde 99 hazır hale geliyor. Fed’in 2008’den sonraki yapmış olduğu açıklamaların neredeyse tamamı ileride nasıl politika izleyeceğine dair ipuçları içeriyor. Bizdeki açıklama, Merkez Bankası’nın şu anda izleyeceği politikanın herhangi bir aksiyon almasını gerektirmediği yönünde.

Güldağ: Öte yandan, sabit tutma kararında, Cumhurbaşkanı’nın ‘cuma günü açıklayacağım’ dediği, ‘müjde’ beklentisinin de payı olabilir…

Ağaoğlu: Bu beklentinin ortaya konulması Merkez Bankası’na verilen bir mesaj mıydı?Merkez bu mesajı aldı mı? Ya da gerçekten eksen değiştirecek kadar önemli bir gelişme ile mi karşı karşıyayız? Onu bilemiyorum. Bizim bilmediğimiz bir şeyler de var. Ona göre karar almış olabilir. Söylemeye çalıştığım, karara baktığımızda her şey aynı kalacak. ‘Likidite tedbirleri aynen devam ettirilecek’ diyor.

Güldağ: Neydi bunlar?

Ağaoğlu: Bunlar şunlardı: Kısa vadeli fonlamanın sağlandığı yönteme geçildi. Haftalık politika faizinin sağladığı, imtiyazlı fonlama yarıya indirildi. Kısa süre içinde tamamen kaldırıldı. Haftalık fonlamadan vazgeçildi. Gecelik fonlamaya geçildi, onun da üst bandına geçildi. Yani fiili olarak Merkez yüzde 9.75’den fonlamaya başladı. Bir şey daha yaptı. Faizi yüzde 11.25’lere gelen aylık fonlama ihaleleri açtı. Orada da fonlama faizi yükseldi. Şu anda sanıyorum, 35-36 milyar TL’lik eskiden kalan ucuz fonlama var. O da vadesi dolup, yüksek fonlamalarla yer değiştirdiğinde, ortalama fonlama faizi yüzde 9.89’a çıkacak. Bu da ‘iş gören faiz’ daha yukarı çıkacak demek.

Güldağ: Temmuz ortasında fonlama maliyeti 7.34 gibi son dönemin en düşük seviyesine gelmişti. Oradan sonra yavaş yavaş yükseltilmeye başlamıştı zaten. Kredi büyümesi çok hızlı olunca…

Ağaoğlu: Evet, aynı şekilde bu sefer çok hızlı bir şekilde kredi büyümesini durdurma yönünde adımlar atıldı. Açıkçası adı konulmamış ‘sıkı para’ politikasına doğru gidiyor. Politika faizi yüzde 8.25 görünüyor ama zımni faiz yüzde 9.75’te. TL’de yüzde 11 hatta 12’ye çıkan mevduat faizi var. Kredi tarafında da faizler yüzde 13-15’lere çıktı.

Güldağ: O zaman faiz artırırım mesajına da gerek kalmadı. Zaten faiz fiili olarak arttı…

Ağaoğlu: Bu Para Politikası Kurulu toplantısından mesaj gelse hiç fena olmazdı. Benim beklediğim mesaj şuydu; ‘Önümüzdeki dönemde piyasa gelişmelerine, Türkiye’nin risk primine, kurda oynaklığa bakarak gerektiği durumda daha sıkılaştırılmış para politikası tedbirleri almayı da göz önünde bulundurulacaktır.’ Sadece bunu demesi bile önemliydi Merkez’in. ‘Biz bunu konuştuk aramızda, şimdilik yapmıyoruz ama yakında birtakım şeyler yapabiliriz’ mesajı gelebilirdi.

Güldağ: O yöne gelmese de bir mesaj geldi ama…

Ağaoğlu: Metne baktığımda gördüğüm şu; Merkez Bankası bekleyecek. Kur tarafında bir şey olmadığı takdirde adım atmayacak. Kurda yine yükseliş trendine geçiş olur ise bana göre gereksiz bir şekilde ‘şok faiz artışı’ politikasına dönülmek zorunda kalabilir. Cumhurbaşkanı’nın müjdesini bilmiyoruz. Ekseni değiştirecek gelişme olur ise ‘MB haklıdır’ diyeceğiz. Bu haber; kısa vadede çözüm üretilebilecek, fayda sağlayacak bir haber değilse, piyasaya güven vermeyen haberse bu; piyasa ‘işimize bakalım’ diyebilir. Merkez Bankası’na ekstra iş düşebilir.

Güldağ: Müjdenin ne olduğunu görüp ona göre hareket edilecektir. Tabii, bazı varsayımlar öne sürüldü. Karadeniz’de ya da Akdeniz’de doğal gaz bulunduğundan tutun da 40 milyar ila 400 milyar dolar arasında değişen büyük bir swap anlaşması tahminlerine kadar çok tahmin var. Ağırlık enerjide… Ama bu işin bir de iletişim boyutu var. Bilgi eşit dağılmıyor burada. Aslına bakarsan sıkıntılı bir durum var. Varsayım üzerine hareket, spekülatif hareketlere de zemin oluşturuyor.

Ağaoğlu: Tabii bu açıklamalar, net olmayan, hayal kurmaya izin veren hbrler. Piyasalarda olması gerekenden farklı fiyatlanmaya sebep oluyor. Kurda düşüşün olması, borsada bazı şirketlerin yüzde 5-10 hızlı hareket etmeleri… Bunlar da güven ortamının tesisine hizmet eden şeyler değil. Tam tersine beklentilerden farklı şey olursa, oluşan fiyatlamalar, bazı insanların hak etmediği kazançlara ya da zararlara neden olacak. Bilginin herkese aynı anda iletilmesi çok önemli.

Güldağ: Öncelikle kural koyucuların uyması gereken bir konu. Bu arada, Merkez Bankası faiz kararı sonrasında zorunlu karşılıkları artırdı. Piyasadan 17 milyar lira ve de 8.5 milyar dolar karşılığı döviz ve altın cinsinden likidite çekileceğini duyurdu.

Ağaoğlu: Merkez politika faiziyle değil, etrafından dolaşarak parayı sıkılaştırma çabasında.

Güldağ: Rezervlere de faydası olacak bir hamle olarak da düşünüyordur. Geçen yine yapmıştı…

Ağaoğlu: Ama aslında TL’yi çeken bir hamle bu. Müthiş parasal genişlemenin bir kısmını geri almakla ilgili bir hamle. Ancak parasal genişlemeyi yaratmak kolaydır, ama verdiğiniz likiditeyi para politikası araçlarıyla geri almanız daha zordur. Çok zaman alır. Krediyi hemen veririm. Aynı kişiyi krediyi geri ödemeye ikna etmem ise mümkün değildir. Parasal genişleme hızlı yapılır, daralma hızlı yapılamaz. Araçları yoktur bunun. Böyle bir durumda parayı hızlı çekmek istiyorsanız iş Merkez Bankası’na düşüyor. Atılan adım da bu parasal genişlemeye yönelik görece de hızlı bir adım.. Bir cümle ile mesaj verseniz, buna çok gerek kalmazdı. Rakam çok büyük…

Güldağ: Az buz bir rakam değil. Çünkü geçen sefer de, ‘normalleşmeye geçiyoruz, 9.5 milyar dolar piyasadan çekeceğim’ demişti. Şimdi de 17 milyar TL artı 8.5 milyar dolar. Çok büyük bir sıkılaştırma. Korona öncesi piyasaya para çıksın diye zorunlu karşılıkları 500 baz puan indirmişti. Toplarken daha sert davranıyor. Konu dövizin kopup gitmesini engellemek olsa gerek. Yıl sonununda 8.40 tahminleri yapanlar vardı. Büyüme oranımızın ne olacağına bağlı olarak. Bu yıl ekonomik daralma beklentileri yüksek. Ama kaç olacak? Eksi 4-5 olursa, 7.50’ler bekleniyor yıl sonunda. Ama daha iyi bir toparlama olursa, eksi 1’lerde kalırsa ekonomik daralma 8.50’ye yaklaşıyor dolarda yıl sonu beklentileri…

Ağaoğlu: Sıkılaştırmaya tabii yarayacak. Dövizin kopup gitmesine engel olacak adımlardan birtanesi.

Güldağ: Nasıl bir yöntem izlenir sence?

Ağaoğlu: Üst banttan gecelik fonlamanın da yavaş yavaş azaltılıp, aylık repo ihalelerine geçileceğini düşünüyorum. Zımni faizler, yani iş gören faizler 10’ların üzerine gelebilir. Hatta tamamını aylıktan verebilir. O zaman aylık politika faizinden ayrışıyor. İş gören faize yaklaşıyor. Politika faizi yüzde 8.25’te kalır da iş gören faizimiz yüzde 10.5-11’lere gidebilir.

Güldağ: Geç likiditeden fonlama yapılabileceği konuşuluyor…

Ağaoğlu: Sürekli, geç likiditeyi kullanmak şık olmayan bir davranış. Yangın butonu gibi bir şey geç likidite… Sürekli basılmaz. Bir aylık repoların faizini yüzde 11.25’lere yaklaştırabilir. Bütün fonlamayı aylığa çekebilir. O zaman da iş gören faiz 11.25’e çıkar. Tabelada faiz yüzde 8.25’te kalır ama kimse o faizden para vermez.

Güldağ: Ezcümle bana göre sadelikten iyice uzaklaştık, tekrar faiz koridoru meselesine döndük. 2002’den beri uyguladığımız bir yöntem. Bildiğimiz bir alan. Başka ülkeler de uyguluyor. Ama şimdi iş dünyası, piyasalar Merkez Bankası ortalama fonlamayı nereden yapacak diye düşünmeye devam edecek. Çift haneye çıkar mı?

Ağaoğlu: Zorunlu karşılık çok büyük bir rakam. Mesaj içeriyor. ‘Likiditeyi çekeceğim’ diyor. Ben vermek istediğim seviye ne olursa oradan vereceğim, kur tarafında oynaklık olursa daha farklı politika izlerim diyor. Hatta aylıkları yüzde 18-19’a da çıkarsa şaşırtıcı olmaz. Bir parça öngörülebilirliği bozmamak adına geç likiditeye yakın bir bölgede aylıkları oluştururlar diye düşünüyorum. Bir gün 11.25’in altında aylıklar geldi. MB faizlerin daha yukarıda olmasını istediğinde aylıktan değil, geç likiditeden verebilir. İkinci yine aynı şeyi yaptı. Üçüncü piyasa anlayacak, yüzde 11.25’ten teklif edelim. Bileşik faiz etkisinden kurtulalım aylıkta yüzde 11.25’e dönelim diyecek. Tarifenin içinde kalmak için de yüzde 11.25 tarifenin dışına çıktığımız anda başka faiz oranları çıkabilir.

Banka hisseleri şanslı değil

Güldağ: Faizlerin yükselmesi bankaları da olumsuz etkiler…

Ağaoğlu: Bankalar faizler düşerken kazanır, faizler yükselirken para kaybederler. Çünkü bankalar taahhüt altına girerler, faiz oranıyla ilgili, düşerken altına girdikleri taahhütler yani kredi faizleri yukarıda kalır, kısa vadeli olan mevduat yeniden fiyatlanacağı için TL tarafı faizler düşerken para kazanırlar. Faizler yükseldiğinde düşük faizlerden krediler sabit kalınca, üzerine aylık mevduat yukarı çıktığı için zarar ederler.

Güldağ: Banka hisselerini nasıl etkiler peki?

Ağaoğlu: Gençler de soruyor. Yükselen faiz ortamında banka hisselerinin çok şanslı olduğunu düşünmüyorum.

Altında ‘C’ dalgası geliyor!

Güldağ: Altın ve gümüş oldukça hareketli…

Ağaoğlu : Teknik analizde bir yöntem var. Altın ve gümüş de bu yönteme uygun hareket var. Yükselişler 5 dalga şeklinde olur; 1 yukarıya, 2 aşağıya, 3 daha uzun yukarıya, 4 biraz aşağıya 5 yukarıya o da nihai noktadır. Ondan sonra da A-B-C şeklinde 3 dalga gelir.

A dalgasında 1860 dolara geldik. B dalgasında 2015 dolara çıktık. Şimdi C dalgası geliyor. C dalgasında ben 1860’ların altına düşmesini beklerim. Altında hareket görece daha kısıtlı olacak. C dalgası 1850 dolarlara falan geliyor. Fakat gümüşte daha hızlı olacak. AGÜ paritesi diye daha önce de konuştuğumuz bir değer var. Bir ons altını, bir ons gümüşe böldüğümdeki parite, 124’lerden, 70’lere geldi. Ciddi bir gümüş değerlenmesi var. Bunu da göz önünde bulundurarak orada da bir düzeltme olacağı düşüncesi ile önümüzdeki dönemde gümüş altından daha fazla değer kaybedebilir. C dalgası gümüşü de 22.5 dolar bandına getirebilir. Her ikisinde de ana eğilim yükselme yönünde.

Güldağ: Gümüşü de altını da daha yukarıda göreceğiz. Vade var mı sence?

Ağaoğlu: O vade ahir vade… Hemen yarın demek için erken. Para politikalarına ve salgının gelişimine bağlı. Bu dördüncü dalga bana göre, analiste göre değişiyor. 4. düzeltme dalgasındayız. 5. dalga 2280 dolarlara götürür.. Benim analizim; 5. dalganın vadesi 3 yıl içinde görülebilir. Vade uzarsa 7 yılda da olabilir.

Döviz geri gelebilir ama piyasa sıkışmaya aday

Güldağ: Reel sektör dövizin nasıl etkileneceğini merak ediyor…

Ağaoğlu: İlk aşamada dövize etkisi olacağını beklemem. Hatta, bundan sonra eğer MB ısrarlı bir şekilde piyasada az likidite, sıkı likidite politikasına geçmeye karar verirse, uzun da sürerse, kurda gevşeme olacağını düşünüyorum. Doların 6.85 TL’lerde bıktırma politikası var demiştim. Bu sefer likiditeyi çekerek bıktırabilir. Mecburen döviz sahiplerinin bir miktar satması, dövizin geri gelmesine sebep olabilir. Ama bu varsayımın üzerine politika izlemek doğru değil. Bu kadar çoklu faizin olduğu piyasa son derece hatalıdır. Vadeli mal bile satsan hangi faizi kullanacağınızı bilemezsiniz. Sıkıntı yaratıyor. Sadeleştirme kıymetliydi.

Güldağ: Önümüzdeki süreçte piyasa likiditeye sıkışabilir. Öyle de bir noktadayız ki… Ekim ayından itibaren ertelenen SGK primleri, vergiler, stopajların ödemesi manşete gelecek. Bir yandan Merkez Bankası piyasadan likidite çekecek, diğer yandan vergi ve diğer ödemeler yoluyla ayrıca para çekilmeye başlayacak. Hiç şüphesiz sıkıntıyı artırır. Hatırlarsan bir ara iş dünyası ‘elimdeki likiditeyi tutayım, kimseye ödeme yapmayayım’ noktasına gelmişti. Bu sefer piyasa gerçekten iş yapmayayım, parayı elimde tutayım yarın ne olacak belli olmaz’ diye yeni bir cendereye girebilir. Evet, bu sıkılaştırmanın, kurun geldiği seviyenin cari açık üzerinde dengeleyici bir baskısı olabilir ama tedbir düşünülmezse piyasada ciddi sıkışma olabilir .

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.
close-link